arac sigorta fiyatları ve ahilik ile insan konusu
19’uncu sayısında, dört ay süreyle kapatılması kararlaştınldı' Yazarların her biri de görevlendirilerek İstanbul’dan uzaklast Kemal Gelibolu mutasarrıflığına tayin edildi Gelibolu’da üç ay kadar kaldı. Bazı yolsuzlukları Vıallettnekk geçince tedirgin olanlar, şikâyette bulundular. İşe başka yön vcttidv köpek meselesi bahane edilerek görevinden alındı (.11yatroda olmadığı anlaşılınca, İbret gazetesine ğıttıleı \ teşekkür mektubu bıraktılarBu olaylar, hükümeti kuşkulandırdı, 5 nisan iSTi’te, 132. sayısı çıkmaz, İbret gazetesi, sürekli olarak kapatıldı, 6 nisan günü de Namık Hacı Nuri, Ahmet Mithat, Bereketzade tsm^ Hakkı, 'Ebüzziya’îeyQLi»4. ' landı. Bir kısmı Rodos ve Akkâ’ya, Namık Kemal de Kıbns
30 mayıs 1876’da Abdülâziz tahttan indiriidv, yenne "V. ^ısM. Sürgüne gönderilenler affedildiler. Kemal, 1 haziran 1876’daX\'yaYasşîyV birlikte, Şûra-yı Devlet’e üye oldu. V. Murat’ın akıl hastası ıjd% anlaşıldığından, tahta, Kanun-i Esasî’yt ilân edeceği vaadinde hulısml Abdülhamit getirildi. Namık Kemal ve Z.'tya Paşa, Kanun-t Psast hazırlayaceık komisyona girdiler.
Fakat Abdülhamit sözünde durmadı. Kanun-i P-sası ve rcveşTOJCı ı^ı taraftarlarına cephe aldı. Kanunun \l3’üncü maddesine daN)axiMîk,\fİ!&! Paşa’yı memleket dışına çıkardı’. Ziya Paşa Suriye vaiıüğine ğöato Namık Kemal de, bir sözü bahane edilerek, bir delekliün iiıbarv^iMıs! narak hapsedildi; mahkemeye veriidiyse de, beraat elli.
Buna rağmen, sıkıştırılıyor, İslanbuVdau uxaVAa^mî(S.ı Hie Nihayet, maaşı ödenmek şartıyla, Midilli A.ddsı’ı\da yeT\eşme?.vc\t \ (1877). İki yıl sonra, 1879 yılı nisamrıda, aym adanm mııtasaml' edildi. Namık Kemal burada beş yıl kaldı
Midilli’de Rumlarla anlaşamayan Namı! KemaV'ın Rodc Agâh Bey’le yerleri değiştirildi (\A-22 ekim \884V M\dıWV de i Kemal’in Rodos’ta hastalığı artu. Namık KemaVmRodos’lai arasında
nhükkâm-ı asrı münharif sıdk u seJâmetten/ÇekUdik izzet ü ikbâl ' I . ı,g:ûmettenAJsannıaz kendini insan bilenler halka hizmetten/Mürüv-' I ^^gndolan mazlûma e! çekmez iânetten/Hakîr olduysa millet şanına noksan ' I '^0tma/Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten/(. .)/Muİni zâ-' ! ^ndihyada erbab-t denaettir/köpektir zevk alan sayyâd-ı bîinsafa hizmet-
^ 0zo!âlihimem erbâb-ı cidd ü içtihadız kim/Cihangirane bir devlet çı-braşiretten/(..)/Ne gam pür âteş-i hev! olsa da gavga-yi hürriyet/Ka-ç)T0aıeıdolan bircin içün meydân-ı gayretten/(..)/Felek her dUrlü esbab-ı . 0BI toplasın gelsin/Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azimetten/Ne ' zığakân zutm He bîdâd He imha-yi hürriyet/Çalış idraki kaldır muktedirsen ^niyeiten/(.)/Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet/Esîr-i aşkın olduk ' KİŞİ kurtulduk esâretten/(.)/Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâ-j 'liijuyatı ey yârdi şîr-i Jıyan bu hâb-ı
"Stdk ile terk edelim her emeli her he vesi/Kıralım hail ise azmimize ten I kifcsi/( .)/Bize gayret yakışır merhamet Allah’ındır/Hükm-i âti ne fakirin ne i jehinşâhwdır/(..)/Mahv eder kendini bülbül bile hürriyet içün/Çekilir mi bu tdiâlem-ıpür-mihnet içün/Din içün devlet içün can çekişen millet içün/Az-hail mı olurmuş bu çürük ten kafesi/Memleket bitti yine timedı hâlâ sen ben/Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşman/Dest-i âdâ-âj’U AHah içün ey ehi-i vatan/Yetişir terk edelim gayri hevâ vü heve-sİ..)/MusuTun sabitim tâ can verince halka hizmette/Fedakârım kahr ezkârı lâim kalb-ı miUette/Denir bir gün gelir de sâye-i feyz-i hamiyette/Kemal’in ktış-ıkabnkalmadıysa nâmı kalmıştır”.
İstanbul’un büyük Bilgin, Din ve Vatan Şairi Ahi’lerinden AKİF ERSOY’u da burada anmamız gerekiyor. Onu, yukanda andığın,' 1998’deki, “Bağımsızlık ve Cumhuriyeti Kazandıranlar Toplantıs:”jj3 ’'^ıi tanıtmamızdan özetlerle sunacağız:
“Mehmed Akif 1873 yılının son aylarında İstanbul’da, Fatih semtim^ doğmuştur. Akif ilk bilgilerini babasından aldı. İlk ve orta öğrenim karşılı^ okulları da Fatih civarındaki mekteplerde tamamladı. Lise karşılığı oljn Mülkiye îdadisi’nde okurken babasının vefatı üzerine daha çabuk bir kazanmak için Baytar mektebine girdi ve 1893’te bu okulu birinciliklebiıiı^
Bu memuriyetle Anadolu, Rumeli ve Arabistan’ın çeşitli kasaba ve köy lerinde görev yaptı. Osmanlı halkını, özellikle köylü kesimini yakından tanıdı ' Aynı görevle İstanbul’da bulunurken bazı okullarda edebiyatla ilgili denla verdi. Meşrutiyetten sonra bir süre Darülfünunun (İstanbul Üniversitesi; sğj Edebiyat Şubesi’nde hocalık yaptı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında kurulan Teşkilât-ı Mahsusa da aldığ görevle Berlin ve Arabistan’da bulundu. 1920 Şubatında millî kuıtulın hareketine katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Büyük Millet Meclisi'ıiı açılmasmdan sonra da fiilen mücadeleye katılmak üzere Ankara ya ğjtıi. Burdur mebusu olarak Meclis’e katıldı.
Meclis çalışmalarında muhalefet grubunda yer alan Mehmed Akif, İkinci Meclis’e giremeyince, ailesinin geçimi için, Abbas Halim Paşa’nın daveütk-lifini kabul ederek Mısır’a gitti. Kahire Üniversitesinde Türk edebiyatı den-leri verdi. Zaman zaman İstanbul’a geldiği oluyordu. 1935 yılında yakalandığı Siroz hastalığının tedavisi için geldiği İstanbul’da 27 Aralık 1936’daöldü.
İstiklâl Marşı Şairi olarak da bilinen Mehmed Akif, çökmekte olan büyük bir imparatorluğun içinden yeni ve zinde bir devletin çıkarılmasında önemli rolü olanlardan biridir. Anadolu’ya ilk geçen aydınlardan olarak, Balıkesiı, Kastamonu, Konya gibi pek çok şehirdeki Kürsülerde verdiği vaazlan,oıdu komutanları tarafından çoğaltılmış ve askere dağıtılmıştır.
Bütün hayatı boyunca belli fikir ve ilkelerin adamı olarak yaşayan Mehmed Akif, yakın tarihimizin nadir yetiştirdiği karakter âbidelerindendiı Mevki ve makam için zillete düşmediği gibi hükümdarlar ve devlet adanılan hakkında dalkavukluğu yoktur, ikinci Abdülhamit’e karşı mücadele etmiş meşrutiyeti istemiş, fakat Jön Türklerden ve İttihatçılardan vatan içinbekk diğini
Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdad (pis baskı dönemi; j;t)iBıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd (anı; sg) !/Diyor ec-jjdımız makberlerinden; ‘Ey sefil ahfad (sıkıntıda olan ardıllar; sg),/Niçin tıtnlerce mâsum öldürürken her gelen cellâd,/Hurûş etmezdi (çıkmazdı; sg), jtezbuhâne olsun, kimseden feryad?/
Otuz milyon ahali üç şakinin böyle mahkûmu/Olup çeksin hükümet namı-j jjbirbâr-ı meş’umu (hükümet diye uğursuz bir yükü; sg) 1/Utanmaz mıydı-ftbirsaysalar zâlimle mazlumu?/Siz, ey insanlık isti’dadının dünyada mah-mmuySemâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhumu (uydurma gölgeyi; sî)!7
0 birkaç hayme (çadır; sg) halkından cihangirane bir devlet/Çıkarmış, bir zaman dünyayı lerzan eylemiş (titretmiş; sg) millet;/Zaman gelsin de görsün böyle dünyalar kadar zillet (aşağılanma; sg),/Otuz üç yü devam etsin, başından gitmesin nekbet (felâket; sg).. ./Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!/
Semâ-peymâ iken râyâtımız (göklere yükselirken bayraklarımız; sg) tuttun zelil eltin;/Mefahir (övünç; sg) bekleyen âbâdan (atalardan; sg) evlâdı hacil etlin (utandırdın; sg);/Ne âli kavm idik; hayfâ (yazıklar olsun; sg) ki sen geldin sefil ettin;/Bütün ümmid-i istikbali artık müstahil ettin (olanaksız kıldın; sg);/Rezil olduk... Sen ey kâbus-u hûnî (kanlı kâbus; sg), sen rezil
Hamiyet gamz eden (yurtseverlik gösteren; sg) bir pâk alın her kimde gör-diinse/Bu bir câni’ dedin sürdün, ya mahkûm eyledin hapse,/Müvekkel (ve-Itil; sg) eyleyip casusu her vicdana, her hisse,/Düşürdün milletin en kahraman evlâdım ye’se.../Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-tı İblise (şeytanın ru-buna; sg)!/
Değil kâbusun artık, devr-i devlet intibahındır (devlet dönemi artık kâbusun değil, uyanıklığındır; sg)./Gel ey nâzende (nazlı; sg) hürriyet ki canlar ferş-i râhındır (yoluna canlar döşenmiştir;
Ey, bu toprakta birer naş’-ı perişan bırakıpA'ükselen mevkib-iervâh(m 1ar alayı; sg)! Sakın arza bakıp/Sanmayın: şevk-ı şehadetle (şehitlik istegjj, sg) coşan bir kan var.../Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş canvar!( Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdammza (pis, murdar yüzümü;, sg)!/Tükürün: belki biraz duygu gelir ârımıza (utanmamıza; sg)!/Tükimintek he-i lâkaydına (ilgisiz yüzüne; sg) Şarkın, tükürünl/Kuşkulansm, g6re% gayreti halkın, tükürün!/Tüküıün, milleti alçakça vuran darbelere!(Tükiiriiıı onlara alkış dağıtan kahpelerel/Tükürün Ehl-i Salibin o hayâsız yüzünelflî. kürün, onların asla güvenilmez sözüne !/Medeniyet denilen maskara maHlı görün./Tükürün maskeli vicdanma asrm, tükürün!/
Hele i’lâm zamanında şu mel’un harbm,/’Bize efkâr-ı umumiyyesi(b muoyu; sg) lâzım Garb’ın;/0 da Allah’ı bnakmakla olur! Herzesini (saçması pan sözünü; sg)/Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini/Susturan aptakiin-Jdne (anlayışına; sg) bol bol tükürün!/
Yine hicran üe çılgınlığım üstümde bugün.../Bana vahdet gibi bit yîı-ı müsaid lâzıml/Artık, ey yolcu, bırak... Ben, yalımz ağlıyayun!”
1882 yılında İstanbul’da doğmuş olan rahmetli General, Büyükelçili TBMM Başkanı ALİ FUAT CEBESOY, Yiğit, Doğru, Bilge ve Ölçülü,kii-yük bir Ahi’dir. Büyük Larus, onu şöyle anlatıyor;
Türk asker ve siyaset adamı (İstanbul 1882 -ay. y. 1968), 1877-1 Rus savaşı komutanlarından Müşir Mehmet Ali Paşa’mn torunu, Ferikİsıraî Fazıl Paşa’nm oğlu. Harp okulu’nu (1902), Harp Akademisi’ni (1905)bitirdi Atatürk’ün askerî okullarda sınıf arkadaşıdır.
Beyrut ve Selânik’te stajım yaptıktan sonra kolağalığına yükseldi(If 1907). Rumeli’nin çeşitli yörelerinde Bulgar ve yunan çetelerini izledi, W İtalyan savaşı öncesi Roma’da askerî ataşe olarak bulundu (1909-1911),^^
başarısıyla yarbaylığa yükseldi (1914). Birinci dünya sava-/'^'‘.esiıli başarıları sonunda miralay, sonra da mirliva (1917) olarak XX. ji*i^^'l^onıutanlığına atandı. Kafkas ve Filistin cephelerinde savaştı.
ateşkesi’nde (1918) kolordusunun karargâhını Suriye cephesin-j.(,nya Ereğli’sine, sonra Ankara’ya getirdi. Ulusal kurtuluş hareketinin ‘*^"iı(iıı olan Amasya protokolü’nü imzaladı. Batı Anadolu’da ilerliyen Yu-l;uvvetleri karşısında ilk çete birliklerini kurdurarak direniş cephelerinin a çıkmasına katkıda bulundu.
Sivas kongresi sonunda Heyeti temsiliye’ce Umum Kuvayı Milliye Komu-^’na atandı (eylül 1919-haziran 1920). İlk TBMM’ye Ankara mebusu se-.ılji ve TBMM hükümetlerinin garp cephesi komutanlığına getirildi. Yunanlılara karşı başlattığı bir saldırı başarısız olunca, yerine İsmet Paşa atandı.
,çli Fuat Paşa da, olağanüstü yetkilerle Moskova’ya büyükelçi gönderildi |192(M922). Orada Lenin ve Stalin ile görüşerek Kurtuluş savaşı’na silâh ve pjıadesteği sağlanmasında etkin oldu. Türkiye’ye dönüşünde TBMM 2. baş-l^jııı seçildi. Meclis’ten izinli sayılarak 2. ferik rütbesiyle 2. Ordu müfettişi sundı, mebusluğu devam etli (1923-1924).
Cumhuriyet’in ilânından sonra, askerlerin milletvekilliği ya da askerlik gö-levlerinden birini seçmesi istenince ordu müfettişliğinden çekildi. Meclis üyesi olarak kaldı. Halk fırkasına karşı Terakkiperver cumhuriyet fırkası’nın kumcu üyeleri arasında yer aldı ve fırkanın genel sekreteri seçildi (17 kasım 1924).
Şeyh Sait ayaklanması’nın yol açtığı kargaşa ortamında Terakkiperver cumhuriyet fırkası yeni kabul edilen Takriri sükûn kanunu gereğince hükümet urafından kapatıldıktan sonra (1925) Atatürk’e karşı tasarlanan suikast girişime kaüldığı savıyla İstanbul’da tutuklanarak İzmir istiklâl mahkemesi’nce yargılandı (1926). Aklandı, salıverildi. Bir süre siyasetten uzak kaldı (1927-1931). 1. ferik (orgeneral) rütbesiyle askerlikten emekli edildi (5.12.1927).
Konya’dan milletvekili seçilerek yeniden Meclis’e girdi (1931) ve 1950 yılına kadar Konya ve Eskişehir milletvekilliği yaptı. Bu arada, bayındırlık, ulaştırma bakanlıkları ve TBMM başkanlığı görevlerinde bulundu. 1950 seçimlerinde Demokrat parti listesinden bağımsız aday oldu. Eskişehir, sonraki seçimlerde İstanbul milletvekili seçildi. 27 mayıs 1960’tan sonra siyasal yaşamdan aynldı. Ölümünden sonra, vasiyeti uyarınca Geyve yakınında adını taşıyan kasabanın tren istasyonu yanındaki cami avlusuna gömüldü.
Kurtuluş Savaşında Türkiye’nin pek çok cephesinde savaşan, son dönem, seçkin Ahi’lerimizden, KAZIM KARABEKİR PAŞA, 1882 yılında İstanbul’da, Küçük Mustafa Paşa’da doğmuştur. Babası Mehmet Emin Paşa, Konya’nın Kâzım Karabekir ilçesinin en eski Selçuk Türklerinden, Karabekiroğulları ai-lesindendir. Beş erkek kardeşin en küçüğü olan Kâzım Karabekir, ilk oku-
sırasında kolordu erkânıharp reisi (kurmay başkanı) olaraK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder