arac sigorta fiyatları ve ahilik ile insan bilgiler

arac sigorta fiyatları ve ahilik ile insan bilgiler

 Harbiye Reisliği İstihbarat Şubesi Müdürlüğü görevini yapmış, İ vaşına girilmemesini savunmuş, Almanlarla birçok kez çatışmış, daha çeşitli görevlerde bulunmuş, sonra da, Çanakkale’de Fransızlatakatşıyşj^^ savaşmış, Kerevizdere müdafaasını yapmıştır.
1. Ordu Kurmay Başkanlığı görevine getirildikten sonra, Golç'Çaşa'^sa V Kurmay Başkam olarak İrak’a gitmiş, İngiliz kuvvetlerinin karşısındahw^ başarılı savaşlarda komutanlık etmiştir. 191S başlarında, Ordu gücdhdtVvA. Kafkas Kolordusu Komutanlığı’ na getirilmiş, Brzincan ve Brzutum baylan ile güçlendirilmiş Ermeni ordusundan geri alarakkurtamuşht.btNasa, la, Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerinin ve Karaköse’ıtln zabtıihn dan. Paşalığa terfi ettirilmiştir. Daha sonra, Ermenistan ve Azerba.»c,aı\'\ışg^ etmiş, Azerbaycan’delki İngiliz kuvvetlerini
tanbul’a çağırılan K. Karabekir Paşa, Sadrazam’a, çağrısınınyanltşolH'i®, İngilizler, çağrılan generalleri tevkif edecek olsa, ilerde yapılabtleceVlittiâ-lî mücadelenin yetişmiş komutanlardan yoksun kalacağını söylemışNtQt&’ si ile, ilkin Tekirdağ’daki 14., sonra da 15.K.o\otdtı adını a\an,9.0t^^^<îı tanlığına atanmıştır.
15 Nisan 1919 da İstanbul’dan ayrılan K. KavabeVAr Paşa, V^i^ihî da Trabzon’a çıkmış ve oradan Erzurum’a geçmiştir. Orada,Enurm si’nin h2izırlıklarmı tamamlamış, 19 Mayıs’ta A,nado\u’’^a geçrrâşola Kemâl Paşa’yı davet ederek. Kongre Başkanlığına seç'ıivaesirıı sağV bul Hükümeti’nin, Paşa’nın İstanbul’a göndertimesv emiriefırvı vs detle reddetmiş ve onun Millî Mücadele'nin başına geçmesine' yardım etmiştir.
Doğu cephesi komutam olarak, ikinci dei'a Sarıkamış, Ka: lerini alarak Ermeni ordusunu mağlup elmiş, Gümrü barış ani ve Sevr muahedesinin ilgili hükümlerini geri aldırmışın, ordusunun silâhlarını ele geçinniş ve bunlarla bir kısım lerini Batı cephesine göndermiş, bu başavıları üzeııne etmiştir.
■‘^'deCHP’den milletvekili seçilmiş, 1946’da seçildiği TBMM Başkanlığı '^'dain başında geçirdiği bir kalp krizi sonunda hayata gözlerini
jjjdjanya’da, Dobruca’da ve İsveç’e kadar birçok yerde SARİ SALTUK. konuda da Hacı Bektaş-ı Veli Vilâyetnamesi’nde ilk bilgiler bulunmakla I konuyu Büyük Larus Ansiklopedisi’nin kısa ve genel bilgilerinden Uyuruz, İlgili maddede şöyle deniyor. “Asıl adı Mehmet ya da Şerif, savaş-' ' Türk derviş (Horasan? -Babadağı, Dobruca, 1263’ten sonra). Yaşamıyla il-|-|i bilgiler efsanelere dayanır; Horasan’dan gelerek Hacı Bektaş’a bağlandı-j, Rumeli’ye yerleşen ilk Müslüman Türk topluluklarım yönettiği anlatılır, jjsöylentilere göre 1263’te Babadağı (Dobruca) yöresinde ona bağlı Türk-ı^ler’in sayısı 10-12 bin kadardı. Ölümünden sonra adına, Babadağı’ndan ' l^aOhri, Korfu, Edime gibi merkezlerde de ziyaret yerleri oluştu. Babada-pfidaBayezitirnin yaptırdığı türbeye Kanunî Sultan Süleyman da geldi. Bu (öıtdeonunla ilgili efsaneleri derleyen Ebülhayr Rumî’nin Saltukname’sinde Battal Gazi soyundan geldiği, Anadolu’da ve Rumeli’de İslâmlığın ; vıyılmısı için çalıştığı anlatılır’’(s. 10200).
Görülüyor ki, Türkiye’nin her yerinde Ahilik ve yine her yerinde, en az bir,
I bazen çok daha fazla Ahi önderi var. Bunlann hepsinden en az bazı örnekler , ikonlar hakkında açıklamalar vermek isterdik. Ama bunu, ne kadar zorlasak öl kitabımızın hacmi karşılayamayacak. Bu durumda, bazı illerimizden bazı örnekler vermekle yetinmek zorunda kalıyoruz ve umuyoruz ki, bu örneklerle ilgili açıklamaları yapacaklar ve daha başka örnekleri de verecekler bulu-lucakür.
Cumhuriyet tarihimizde ilk olarak, Kırşehir’de Belediye Başkam bulunduğu sırada, 1965 yılında, rahmetli Em. Alb. Refik Soykut’un başlattığı Ahilik kullamalan; yine ilk olarak 1988’de ve ikinci olarak 2008’de çıkarılan Bakanlık Yönetmelikleri ile artık her ilimizde yapılmaya başladı. Bazıları hakkında belli ölçüde bilgi verdiğimiz ve bazılarını da ad olarak andığımız Ahilik ön-lierlerinin bu kutlamalarda anılacaklarına inanarak, bu yönden de bir görev yaptığımızı düşünüyoruz. Vereceğimiz birkaç örnek şunlar;
Anadolu’nun hemen her yerinde; Karacaoğlan,
Bursa’da: OAan Gazi, Şeyh Kuşterî’nin dünya durdukça anılmalarını sağladığı ve kültürümüze kazandırdığı Karagöz ve Hacivat,
Edirne’de ve Bursa’da; Murad-ı Hüdavendigâr; I. Murad,
daha sonra Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nın; “zulmen katledil^ de katledileceğine” fetva verdiği. Oğlan Şeyh İsmail Mâşûld; (q\
Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Fetvası ile, Süleymaniye’de | kabri Deveoğlu yokuşundaki mescid’in haziresinde olan (Öl. 1583),
İdris-i Muhtefî lâkabıyla anılan Tırhalah Hacı Ali Bey (Öl. nice Melâmîler...
Şeyhülislâm Sun’îzade’nin fetvası ile Fenerbahçe’de 90 yaşım olduğu halde, 40 müridi ile birlikte boğularak katledilmiş, cesedi atılmış olan ve La’lîzade’nin, Sergüzeşt’inde, “kabri pür nûılan deıyây,^ met” diyerek kaydettiği. Sütçü Beşir Ağa (Öl. 1662),
Bu baijlık altında, ilkin, genel olarak Ahi Evren’in Fütüvvetnamesi konusuna, ikinci olarak da, “Ahi Evren’in adsız fütüvvetnameleri’’ ^onüsuna değinmek istiyorum.
1-Yukanda da değinmiş olacağım gibi, ilk olarak, 1980 yılı Eylül ayının jl);haftasında, Kırşehir Ahilik ve Esnaf Kutlamaları’na gittim. O zamanlar püz Kültür Bakanlığı Ahilik Kültürünü Kutlama Yönetmeliği ve kuşkusuz, j()08 yılında çıkanlan. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ahilik Haftası Kutlama Yönetmeliği çıkarılmamıştı, kutlamalar da yalnız Kırşehir’de ve o gittiğim Evlili ayı başlarında yapılıyordu. İşte o gidişim ile. Ahilik çalışmalarının içine jiıdimvebu çalışmaları bu güne kadar aralıksız olarak sürdürdüm, sürdürü-jDiunı.
!1984yılında İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İSTESOB)’nin
I Ahilik Kültürü Danışmanlığı görevine getirildim. Bu girişim ile 1988 yılında,
1 yukarda anılan Bakanlık Kutlama Yönetmeliği’nin çıkarılmasını sağladık. Kendi adıma, 1990 yılında, “Eflâtun’da ve Fütüvvetnamelerde Yiğitlik Kavunu” başlıklı bildirimi sundum ve 2000 yılında da, “Sokrat ve Eflâtun’dan Günümüze Ahilik’’ adlı, bilim adamlarınca önemli bulunan, tezli eserimi yayınladım.
‘ Bütün bu çalışmaları sürdürürken. Ahilik tarihinde bir eksiklik olarak gördüğüm bir yan dikkatimi çekti ve bu konu son yıllarda zihnimi daima daha çok işgal eder oldu. Bu konu şuydu; Ahilikte, onun ilkelerini, yolunu yorda-! mim gösteren‘Tütüvvetnameler’’ vardı ve bunlar, Yol’un adeta Anayasa’sını * oluşturuyordu.
I Birde, her Yol’un olduğu gibi, çok sevip saydığımız bir Pîrimiz vardı ve j adi Ahi Evren ya da başka bir söyleyişle, Ahi Evran-ı Velî idi. Dikkatimi çeken yan ise, Ahilik Yol’unda değişik değerde birçok Fütüvvetname var iken. Yol un Pîri, Ahi Evren’in bir Fütüvvetname’si yoktu? Bunu kabul edemiyor, anbyamıyor ve işin aslını öğrenmek için can atıyordum.
Ama bu konuyu sorabileceğim, bu işin yetkin bir bilim adamı, uzmanı vardı. Bu uzman, bilim adamı. Prof. Dr. Mikâil Bayram idi ve kendisi ile yakın bir dostluğum vardı. Bu konuyu Hoca’ya açmak için artık zaman çoktan gelmiş ve geçiyordu. 2007 yılı Ekim ayında. Ahilik Kültürü Haftası’nda, İl Kutlama Komitesi adına, çok yıllar yaptığımız gibi, kendisini İSTESOB’un konuğu
konuşmalarını yine zevkle dinlemiştik. Hoca, toplantıdan sonra yine uçakla Konj ni uğurluyordum
yine uçakla Konya’ya dönecekti ve harekete birkaç saat vardı. yordum.
İşte o uğurlamada müşkülümü açtım ve meseleyi sordum. Hoc yerinde bir soru” diyerek başladı ve açlığımı büyük ölçüde gideren verdi. Bu açıklamalara göre; Ahi Evren’in bir
olumlu karşılandı. Durumu Mikail Bey’e telefonla bildirdim. “Oluf dediij, Bunun üzerine Birlik olarak bir yazı yazarak Prof. Bayram’a dileğimiziyjjjj olarak da sunduk. Kendisinden de yazılı yanıt istedik. Hoca da bizi jaj|, olarak yanıtlayarak, bazı koşullarla önerimizi kabul etti.
Bu görüşmelerimiz arasında, Kınalızâde Ali Efendi’nin, “Ahlâk-ıAÜT adlı eserinin de büyük bölümü ile, Ahi Evren’in Fütüvvetnamesi olduğunudj bildirdi. Ama sonunda Hoca; “Rahatsızım, yapamayacağım” dedi vebizdeis Fütüvvetname’yi basma isteğimizden, çaresiz vazgeçtik.
Birkaç ay daha geçtikten sonra yine Mikail Bey’e, konuyu birmakaltli bir yazıya dökmesini ve Birlik organı olan Eurobirlik dergisinde yayınlana-mızı söyledim. Sağolsunlar, kırmadılar ve bu yazı; derginin Mayıs 200Sla4 li 41. sayısında, “Ahi Evren Hace Nasirüddin’in Fütüvvet-name’si” başlığıyla yayınlandı (*7l)
Daha sonra, Haziran ayında her ilde olduğu gibi, İstanbul İl Kullana Komitesi’nde, Ekim ayındaki Ahilik Kültürü Haftası’nın proğramuııyapli Her yıl olduğu gibi, özellikle Mevlâna konusundaki tutumundan ötürü,MM Bey’in konuşmacı olarak kabul edilmesi hiç de kolay olmadı, ama epey uğraşarak bu sonucu yine alabildik.
Bu arada, kuşkusuz, düşmanlarımıza yeni düşmanlar da kattık. Daha sona Mikail Bey’i telefonla arayarak, konusunun adını belirledik. Bu sırada,kendisinin düşündüğü addan çok daha çarpıcı bir adı önerdik ve hemen memnuniyetle kabul ettiler. Bir süre daha geçtikten sonra, yine 2008 yılı Ağustoı ayı içinde, uçak bileti, otelde yer gibi konular için aradığımda, epey şaşırtıcı bir yanıt aldım: “Gelemeyebilirim. Kırşehir’den çağırdılar, oraya gidecek Banşacağız” dediler.
arac sigorta fiyatları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder